Kategori: Makale

  • Manaya Ulaşmak

    Günümüz bazı mümin ve mümineler zikir çekmeyle alakalı yanılgı içerisinde. Yunus Emre’nin “ben bilmem” ve Mevlana’nın “Hû” zikirleri ile nefislerine galip geldiklerini ve takva ehli olduklarını biliyoruz. Güzel bir niyetle aynı zikirleri çekerek nefsinin türlü oyunlarının önüne geçileceğini düşünmek yanılgıya başlanılan kısım. Bu hataya meselelere yüzeysel bakıldığından dolayı düşülmekte. Aslında her mümin ve müminenin kendi aleminde kendi zikrini bulması gerekiyor. Yunus Emre’nin “ben bilmem” dediğinde hissettikleriyle, bizim o zikri çektiğimizde hissettiğimizin aynı şey olamayacağı gibi, zikrin nefsimize tesir etmemesinde fikri alt yapımızın buna müsait olmaması da söz konusu. Malesef ezberlenilen fakat belki de bir defa zikrediğinde kalbi titretecek zikirlerin kuru bir dille manasının dahi bilinmeyerek zikredilmesi yapay bir çiçeği sulayıp büyümesini beklemeye benzemektedir.
    Sayının çokluğunda maharet görmek bir başka yanılgı. Günümüz koşuşturmacasını zikirlerimize de mi uygulamaya kalktık yoksa? Toprağa 100 bozuk tohum serpmek mi yoksa 1 ama sağlam tohum ekmek mi? Gönül toprağımıza 1 tohum ekelim ama yeşerdiğinde tüm benliğimizi sarmış olsun. Bir tohum saçalım ruhumuza 100 lere takas etmeyeceğimiz.